Bolu
ili Yurdumuzun Batı Karadeniz Bölgesinde, 30º 32’ ve 32º 36’ doğu
boylamları, 40º 06’ ve 41º 01’ kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. 8458
km² alanı olan İlimizin batısında; Sakarya ve Düzce, güneybatısında; Bilecik
ve Eskişehir, güneyinde; Ankara, doğusunda; Çankırı ve Karabük, kuzeyinde;
Zonguldak illeri vardır.
İlin merkez ilçe haricinde 8 İlçesi, 4 beldesi ve 511 köyü vardır. ;
Coğrafi Konumu
Bolu’nun doğusunda Çankırı,
kuzeydoğusunda Karabük, kuzeyinde Zonguldak ve Karadeniz, batısında Düzce,
güneyinde Ankara bulunmaktadır
Topoğrafya :
Dağlar:
İl topraklarının % 56’ sını kaplamaktadır. lin güneybatı - kuzeydoğu
istikametinde Bolu Dağları; en yüksek yeri 1980 m. ile Çele Doruğu, ve Abant
Dağları (1748 m.), Gerede'nin kuzeyinde Arkot (1877 m.) ve Göl Dağları (1112
m.)dır. En güneyde ilk iki sıradan daha yüksek olan ve genel olarak Köroğlu
Dağları (en yüksek yeri 2499 m.) adı verilen volkanik dağlar uzanır.
Bolu'nun güneyindeki uzantısı Seben Dağları 1854 m. Mudurnu civarında Ardıç
Dağları 1443 m. Güneydeki Çal Tepesi ise 1640 m. yüksekliğindedir.
Ovalar: İl
Yüzölçümünün % 8’ini kaplayan ovalar genel olarak batı – doğu istikametinde
uzanırlar. 725 m. yükseltideki Bolu Ovası ve 1300 m. yükseltideki Gerede
Ovaları en genişleridir. Diğer ovalar ise Yeniçağa Ovası, Mudurnu Ovası ve
Göynük ilçesinin güneyinde Himmetoğlu Ovasıdır.
Akarsular: Bolu’da en
önemli akarsular Büyüksu, Mengen Çayı, Aladağ Çayı, Mudurnu Çayı , Göynük
Suyu, Çatak Suyu ve Gerede Çayıdır.
Göller : Yörede
morfolojik yapının karmaşıklığı, akarsu sayısının çokluğu, yükselti
farklılıkları ve eğimin fazlalığı gibi faktörler çok sayıda gölün oluşmasına
neden olmuştur. Havzaların ve çanakların yüzölçümlerinin küçüklüğü göllerin
de küçük alanlı olması sonucunu doğurmuştur. Abant Gölü, Yeniçağa, Çubuk,
Sünnet, Yedigöller, Karagöl, Sülüklügöl, Karamurat en önemli göllerdir.
İklim : Bolu
genellikle Batı Karadeniz ve Karadeniz iklim tiplerinin içinde yer
almaktadır. Bunun yanında güneybatı bölümlerinde Marmara ve İç Anadolu iklim
tipleri de görülmektedir. Son 52 yıllık verilere göre ortalama günlük
güneşlenme süresi 5 saat 49 dakika, yıllık yağış 536 mm. yıllık ortalama
yağışlı gün sayısı ise 137 gündür.
Bitki Örtüsü :Bolu'da
hakim bitki örtüsü ormanlardır. İl topraklarının %55'i ormanlarla kaplıdır.
Karadere, Seben ve Aladağ Ormanları yurdumuzun en zengin ormanlarıdır. Hakim
ağaç türleri kayın, gürgen, ıhlamur, dişbudak, meşe, kızılağaç, karaağaç,
kavak, köknar ve sarıçamdır.
Ulaşım
Ankara–İstanbul karayolu
üzerinde bulunan Bolu’ya sadece kara yolu ile ulaşım sağlanabilmektedir.
Tarihçe
:M.Ö. 1200’lü yıllarda bütün Hitit toprakları gibi Bolu da Friglerin
elindeydi. M.Ö. 6. asırda Persler bölgeye hakim oldular. M.Ö. 336’da Büyük
İskender Persleri yenerek Anadolu’nun bir çok yeri gibi Bolu’yu da ele
geçirdi. Büyük İskender’in ölümü üzerine Makedonya yıkılınca Bolu bölgesinde
Bitinya Krallığı kuruldu. Yazılı belgeler, o dönemlerden kalan arkeolojik
eserler ve tarih kaynaklarına göre, Trak göçleri sonunda Sakarya ve Filyos
Nehrinin yayı içine yerleşen halk "Bithyn" ismi ile anılıyordu. Bu yüzden
Bolu'nun da içinde bulunduğu Kuzeybatı Anadolu'ya "Bithynia" denilmiştir.
Bithynler tarafından Salonia Campus denilen Bolu Ovası ve çevresinin adı
Romalılar tarafından “Claudio Polis” olarak değiştirilmiştir. Bolu isminin
de “Polis”ten geldiği sanılmaktadır. Üç tepe üzerinde kurulmuş olan şehir
içte ve dışta surlara sahipti. Şehrin kuzeyinde Halı Hisarı bölgesinde bu
surların kalıntıları görülebilmektedir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra
batıya yayılan Türkmenler 3 yıl sonra Bolu’ya yerleştiler. Selçuklu
Devleti’nin komutanları Artuk, Tutuk, Danişmend, Karateki ve Saltuk Beyler
Süleyman Şah’ın emrinde İstanbul sınırına dayandılar. Bu akınlar sırasında
Bolu, Horasanlı Aslahaddin tarafından fethedilmiştir.
Bolu Yöresine Osmanlı akını
ilk kez Osman Gazi tarafından başlatılmıştır. Bolu yöresinin tümüyle
fethedilmesi ise Orhan Gazi döneminin ilk yıllarına (1324 - 1326) rastlar.
Bir başka rivayete göre Osmanlılar zamanında bölgede, bol olarak Uluğ - Alim
olması nedeniyle önceleri “Bol Uluğ”, zamanla yöre “BOLU” olarak
isimlendirilmiştir. Yıldırım Beyazid'in ölümü ile başlayan şehzadeler
savaşına Bolu, birçok kez sahne oldu. Bolu, Ankara Savaşı sonrası Timur’un
talan ettiği bölgelerin dışında kaldığı gibi, bu tehlike bitinceye kadar,
Osmanlı Devleti’nin 2. kurucusu sayılan Çelebi Mehmet’i de Kızık Yaylasında
barındıran belde olmuştur. Çelebi Mehmet’in Osmanlı Devleti’nin birliğini
sağlamasından sonra ise Bolu, düzenli bir yönetime kavuştu.
1324 – 1692 yılları arasında
Bolu, 36 kazası olan bir sancak beyliği idi. XVI. Yüzyılda Bolu, ikinci
derece Şehzade sancaklarından biri oldu. 2. Bayezit döneminde Şehzade
Süleyman (Kanuni) buraya atandı. 1683-1792 yılları arasında Bolu,
Voyvodalıkla yönetildi. II. Mahmut zamanında ise Mutasarrıflığa
dönüştürüldü. (1811) Tanzimat sonrası Bolu; Kastamonu eyaletine bağlandı
(1864). 1909 yılında ise tekrar Mutasarrıflığa dönüştürüldü.
Mondros Mütarekesi’nin
yürürlüğe girmesi ve İzmir’in işgal edilmesinin ardından Bolu yöresinde ilk
Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Gerede’de örgütlendi. Bolu 1. Dünya Savaşı’nda ve
sonrasında düşman işgaline uğramadı fakat maddi zarar gördü. Mustafa Kemal
Paşa önderliğinde yapılan milli mücadele dönemlerinin sonunda Bolu, 10 Ekim
1923'de Mutasarrıflık devrini tamamladı ve vilayet haline getirildi.